DÜNYADAN SOLUN KIRMIZI ÇİZGİLERİ

ŞİLİ SOKAKLARI: PENGUEN DEVRİMİ YA DA UNIDAD POPULAR

11 Eylül tarihi dünyada pek çok insana Dünya Ticaret Merkezi’ne yönelik terör saldırısını hatırlatsa da Şili halkı ve Latin Amerika halklarının çoğunluğu için 20. yüzyılın en kanlı diktatörlüğünün kuruluşunu getiriyor akıllara.

11 Eylül 1973’te dönemin Şili Devlet Başkanı Salvador Allende, Augusto Pinochet liderliğindeki darbeci cunta tarafından başkent Sandiego’daki La Moneda Başkanlık Sarayı’nda öldürüldü. Faşist yönetimin zulmünden Şili eğitim sistemi de payına düşeni aldı. Darbe yönetimi; etkileri hala devam eden ilk ve orta öğretim kurumlarını belediyelere devretmek, üniversite fonlarını karlılık baz alınarak dağıtmak -dolayısıyla satmak- gibi eğitimin metalaşmasına yol açan bir dizi değişiklik yaptı. İşin ilginç tarafı her türlü hukuksuzlukla yönetime el koyan askeri cunta bazı değişiklikleri anayasaya koyarak normlar hiyerarşisinde eğitimdeki sorunları en üst dereceyle kanunlaştırdı ve sorunları kökleştirdi.
      
Aylardır yoğunluğu ve örgütlülüğü artan bir biçimde Şili sokaklarını hareketlendiren olayların en önemli sebeplerinden biri elbette askeri darbe kalıntısı eğitim sistemi. İşin kolayına kaçıp tüm kötülüklerin sorumlusu olarak Pinochet yönetimini göstermek bir yöntem olabilir ancak örgütlülükleri sarsılmayan öğrenciler başta olmak üzere Şilili göstericiler, konunun bu kadar basit olmadığının farkındalar. Onlar gerektiği gibi darbeyle hesaplaşamayan merkez sol (Concertacion) hükümetlerini, atıl eğitim sisteminin geriye gitmesine sebep olmaktan başka bir şey yapmayan mevcut sağcı Sebastian Pinera hükümetini ve öğrenci-öğretmen ilişkilerini müşteri-patron ilişkilerine indirgemekte kararlı gözüken neoliberalizmi sorumlu tutuyorlar.

Öğrencilerin sorunlarının kaynağını irdelemeden önce eylemliliğin seyrine bakmakta yarar var.

Hareketin öncüsü konumundaki Şili Öğrenci Federasyonu FECH (La Federación de Estudiantes de la Universidad de Chile), 30 Nisan 2011’de isteklerini içeren bir metin yayınladı.

Kısa bir giriş ve üç maddeden oluşan, uğruna verilen mücadele göz önünde bulundurulduğunda bugün bir manifesto niteliği taşıyan metnin giriş bölümünde kamu eğitiminin taleplerin mihenk taşı olduğu, hükümetin bir hak olan sağlık ve eğitim gibi hizmetleri anayasal güvenceye alması gerektiği ve sorumluluğun askeri diktatörlükten başlayarak geçmişiyle yüzleşemeyen her iktidar ve neoliberal dayatmaya boyun eğen mevcut sağcı hükümette olduğunun altı çizildikten sonra küçük değişikliklerin Şili eğitiminin içinde bulunduğu derin krizden çıkartamayacağı, krizden köklü bir değişimle çıkılabileceği vurgulanıyor.

Öğrencilerin somut talepleri üç başlık altında toplanabilir:
1. Yükseköğretimde kalite, uluslararası bütünleşme; sosyal çoğulculuğun sağlanması. Kamu fonlarının kullanılmasında karlılığın değil, objektif akademik ölçülerin kullanılması ve fon dağıtımında şeffaflık.
2. Gayri safi yurtiçi hasıladan yüksek öğrenime ayrılan payın arttırılması.
3. Yükseköğretim sisteminin demokratikleştirilmesi; öğrencilere yüksek öğretim kurumlarında katılma hakkı sağlanması, hükümetin öğretmenler, işçiler, öğrenciler için örgütlenme ve ifade özgürlüğünün Anayasa aleyhine ihlalinin sonlandırılması.

Bu taleplerin karşılanmayacağını anlayınca hareket Şili sokaklarına sıçradı.
13 Haziran 2011’de 100 kadar okulun öğrencilerce işgal edildiği görüldü. La Tercera gazetesi polis raporlarına göre yalnızca 50 okul işgal edildiğini bildirdi. Öğrenciler olaylara sessiz kalan Eğitim Bakanı Joaquin Lavin’in görevden alınmasını istiyorlardı. 5 Temmuz 2011’de Başkan Sebastian Pinera ve görevden alınması istenen Joaquin Lavin ile televizyon ekranlarından bir dizi teklifte bulundu. Hükümetin önerileri eğitime bütçeden 4 milyar dolar ayırmak ve yükseköğretim araştırma-geliştirme fonlarının karlılık esas alınarak yeniden düzenlenmesini içeriyordu. Öğrenci Federasyonu FECH’in başkanı ve hareketin sözcülüğünü yürüten Camila Vallejo bu öneriler karşısında hayalkırıklığına uğradıklarını, hükümetin kar odaklı eğitim sistemini yasallaştırmaya çalıştığını ve özel girişimin uygulamada hukuk devletinden daha büyük olduğunun Başkan Pinera tarafından teyit edildiğini belirtti. Vallejo hukukun üstünlüğü için mücadele ettiklerini, kategorik olarak ilk ve ortaokulların belediyeler kontrolünde olmasına karşı çıktıklarını kaydetti.

14 Temmuz’da yirmi yıldır Şili sokaklarında görülmemiş, Şili’nin demokrasiye geçişinden bu yana yapılan en büyük protesto yürüyüşü gerçekleşti ve Şili hükümeti ikinci geri adımını atmak zorunda kaldı. Yürüyüşten hemen sonra 18 Temmuz’da Eğitim Bakanı Joaquin Lavin, Felipe Bulnes ile değiştirildi. Bunu yeterli görmeyen öğrencilerce 19 Temmuz’da 148 lise işgal edildi.

1 Ağustos’ta Hükümet 21 maddelik öneri paketi ilan etti. Önerinin önemli 4 maddesi şöyleydi:
Eğitim kalitesine Anayasal güvence.
Üniversite yönetiminde öğrenci katılımı.
Kamuya ait ortaokullarda yerel kontrolün sona ermesi.
Üniversite burslarının arttırılması ve öğrenci borçlarını ödemekte güçlük çekenlere maddi yardım sağlanması.

Öğrenci liderleri öneri planını yara bandı çözümü olarak niteleyerek yetersiz olduğunu ve eylemlerin süreceğini belirttiler.

Hız kesmeyen, hız kesecek gibi de görünmeyen öğrenci olaylarında 4 Ağustos’ta tam anlamıyla bir dönüm noktası yaşandı. FECH Başkanı Camila Vallejo’nun “kuşatma hali” olarak tanımladığı olaylarda polis ile birlikte askeri polis diyebileceğimiz ‘carabineros’lar kullanıldı. Doksan kadar carabineros yaralandı, Alışveriş merkezleri tahrip edildi, Şili sokaklarında yer yer araçlar ateşe verildi.

Şili Neden Yanıyor?

4 Ağustos  olaylarından sonra uluslararası basının gözleri hiç olmadığı kadar Şili’ye çevrildi. Uluslararası basın hareketin basit bir olay olmadığını gördü ve başlıktaki sorunun yanıtını bulmaya yöneltti. 4 Ağustos eylemini dönüm noktası yapan bir diğer özellik 874 göstericinin gözaltına alınmasıydı. Bunun üzerine çoğunluğunu yoksul mahallelerde yaşayanların oluşturduğu Şili halkı, Pinochet dönemindeki gibi olaylara müdahale eden iktidarı Pinochet aleyhinde geçmişte yaptıkları gibi tencere kapakları çalarak renkli bir biçimde protesto ettiler ve bazı öğrenciler açlık grevine başladılar.

Olaylara lise öğrencilerinin ve halkın da aktif katılımıyla olaylar aylar sonra bir halk hareketi niteliği kazandı. Çoğunluk lise öğrencilerine takma ad olarak takılan penguenden hareketle biraz da Arap Baharı’nın atmosferiyle olaylara “Penguen Devrimi” derken, giderek artan bir azınlık olayları geçmişin meşhur “Unidad Popular”ının devamı olarak görüyor. Malumunuz Unidad Popular; Allende’yi iktidara taşıyan sosyalist partinin adı olduğu kadar Türkçe çevirisinde halkın birliği olarak çevirebilsek de Şilililer için halkın birliğinin çok ötesinde şeyler ifade eden söz öbeği.

Valdivia, Valparaiso, Concepcion, Talca, Antofagasta, Iquique gibi birçok kentte toplamda yüzbinlerce (sadece başkent Sandiego’da 100 bine yakın) insanın mücadele azminin kırılmamasının nedeni yakından bakıldığında çok kolay görülebilir. OECD raporlarına göre Şili eğitimin en pahalı olduğu ülkelerin başında geliyor. Kamu üniversitelerinin harç bedeli 1000-2000 dolar arasında değişiyor. Şilili bir üniversite öğrencisi üst sınıfa mensup değilse harç kredisi kullanmak zorunda kalıyor. Mezun olduğunda güvencesi olan bir iş bulabilecek kadar şanslıysa devlete olan yaklaşık 60 bin dolar kredi borcunu uzun bir süre ödemek ile uğraşıyor. Gelir bakımından orta sınıfa mensup kişilerin bile ekonomik sıkıntı çektiği hatırlanacak olursa emeklisinden ev kadınına, rektöründen akademik personeline kadar halkın neden öğrencilere destek verdiği kolaylıkla anlaşılabilir. Meşruluğuna inanmadıkları bir dava olsa yüzbin kişi Salvador Allende’nin yıllar önce öldürüldüğü şimdilerde krizin başsorumlusu olarak gördükleri Sebastian Pinera’nın oturduğu La Moneda Sarayı’na yürümek istemezlerdi. Türkiye’nin alışık olduğu göz yaşartıcı gazlar keyfi tazyikli su sıkmalar ve gözaltıların gölgesinde mücadele sürüyor.

Parasız eğitim için sokağa dökülen öğrenciler ve halkın desteğine yanıt olarak polisin “kontrolsüz güç kullanımı” karşılığı Türkiye için tanıdık olabilir ancak bize tanıdık gelmeyen başka bir maya barındırıyor Şili sokakları: Halkın kitlesel desteği ve küçük değişiklik vaatlerine boyun eğmeyip köklü değişimde ısrarcı olunması. Hükümet orta öğretimin belediyelerden geri alınacağını söylüyor Şili halkı ilkokullarda bu kapsama alınmazsa geri adım atmayız diyor. Hükümet 4 milyar dolar ödenek öneriyor öğrenciler düşünmeden reddediyorlar. Aslına bakacak olursanız uluslararası maden şirketlerine 35 milyar dolar ayıran hükümetin eğitime 4 milyar dolar ayırmasını son derece gülünç bulmakta haksız sayılmazlar.
OECD raporları Şili’de yükseköğretim ücretlerinin ABD, Japonya ve Avustralya’ya göre hayli fazla olduğunu gösteriyor. Öğrencilerin bir diğer talebi GSYİH’den şu an %4.4’ünü ayıran hükümetin bu oranı %7’ye yükseltmesi.

Şili, Pinochet’den bu yana en hararetli günlerini yaşıyor. Şili sokakları son yirmi yıldır olmadığı kadar hareketli. Halkın desteğini alan öğrenciler meşruiyetini yitiren darbe artığı eğitim sisteminin kökten değişmesi konusunda geri adım atmayacak gibi görünüyorlar ve hükümete bir sandalyeyi değiştirmek de dahil olmak üzere az da olsa üç geri adım attırdılar.

Başkanlık Sarayı etrafında liselisinden emeklisine kadar geniş bir yaş aralığında insanların katıldığı bireysel koşu eylemi ve tencere-tava çalma protestosu gibi yerel tonlar taşısa da Şili sokakları dünya için önemli dersler barındırıyor.

Şili sokaklarının son üç aylık eylem günlüğünde birbirinden bağımsız şu taleplerle eylemler yapan göstericiler bulunuyor: Barınma hakkı isteyenler, hidroelektrik santraline karşı çıkanlar, sosyal haklarının güvencesini isteyen işçiler ve parasız eğitime anayasal güvence isteyen öğrenciler. Bu farklı eylemlerin belki de tek ortak paydası neoliberal paradigmanın sonuçlarına güçlü bir itiraz taşımaları.

Penguen takma adlı lise öğrencilerinden yükseköğretim öğrencilerine, üniversite rektörlerinden akademik personellerine, işsizinden güvencesiz işlerde çalışan binlerce emekçisine kadar Şili, tarihinde hiç yaşanmadığı kadar aynı safta ve günden güne artan bir özgüvenle mücadele ediyor.

Bize de bu onurlu mücadeleyi selamlamak düşüyor; selam olsun !

HÜSEYİN YILMAZ
hussein.yilmaz@gmail.com

0 comments on “ŞİLİ SOKAKLARI: PENGUEN DEVRİMİ YA DA UNIDAD POPULAR

Bir Yorum Yazın

%d blogcu bunu beğendi: