Bahçeşehir Üniversitesi’ne geçmeden önce 32 yıl Boğaziçi Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak görev yaptım. Bu 32 yıl boyunca üniversite, pek çok öğrenci boykotuna, mekânların işgaline, protestolara sahne oldu.
Ancak 1980 askeri darbesinin hemen ertesinde tek bir olay hariç, üniversiteye polis girmedi. Üstelik askeri rejim, YÖK’le birlikte, daha önce var olan üniversite özerkliğini kaldırmış olduğu halde. Boğaziçi’nin gelenekleri; yönetiminin ve hocalarının öğrenci üzerinde baskı kurmamaları; üniversitedeki genel liberal hava; hem öğrencilerin şiddete başvurmalarını kontrol altında tuttu hem de sorunların üniversite içinde hallolmasını sağladı. Üniversite giriş kapısının dışında polisin dayak attığı öğrenciler olduğunda, üniversite camiası onlara her zaman sahip çıktı.
Yaratıcı eylemler
Bu protestoların bir kısmı gerçekten yaratıcıydı. Örneğin, bir sabah kampüse gittiğimde hayretle, orta sahanın bir köşesinin mezarlığa dönüştürülmüş olduğunu gördüm. Meçhul asker anıtlarını hatırlatan dizi dizi mezar taşları vardı. Yaklaşınca, bu mezar taşlarının kalın kartonlardan imal edilmiş olduğu anlaşılıyordu. Etrafında öğrenci kalabalığı yoktu ama mesaj açıktı. Güneydoğu’da ölen Türk ve Kürt ‘kardeşleri’ için öğrencilerin sessiz protestosuydu mezar taşları. O yıl mezuniyet töreninde konuşan üniversite rektörü, görevi gereği öğrencilerin bu anlamlı protestosuna katılamadığını, içinden gelen, “Git onlarla birlikte mezar taşlarının başında nöbet tut” sesini zor bastırdığını söylüyordu. Bir başka sefer, öğrencilerin askerlik işlerine bakan üniversite görevlisi nasıl olmuşsa zamanında öğrenci listelerini göndermemiş, tüm son sınıf erkek öğrenciler askere çağrılmıştı. Sabah üniversiteye gelenleri orta sahada general şapkalarıyla karşıladılar. Ellerinde hoparlörlerle etrafta yürüyen öğrencilere sesleniyor, “İleri, marş marş, kıtaaaa dur” diye emirler yağdırıyorlardı.
Bazı protestolar
Bir seferinde İngiliz Dışişleri Bakanı Jack Straw, konuşma yapmak üzere üniversiteye gelecekti. İngiltere’nin Irak işgalindeki rolünden dolayı günler öncesinden öğrenciler, Straw’u protesto etmek üzere kampüsün her tarafına bildiri asmıştı. İngiliz Konsolosluğu yetkilileri, bakanı korumak için polis bulundurulmasını şart koşuyordu. Üniversite kapısına kadar gelen Straw’un arabasındaki görevliler, polisin içeri alınmadığını görünce rektöre, bakanın konuşmaktan vazgeçeceğini söylemişlerdi. Konuşması, ancak rektörün tüm sorumluluğu üzerine alan bir yazı imzalamasıyla sağlanmıştı. Bir başka sefer AB Genişlemeden Sorumlu Komiseri Guenter Verheugen konuşacaktı. Etraf gene aleyhte bildirilerle doluydu. Verheugen arabasından inip konuşacağı binaya doğru yürürken öğrencilerin protestoları yeri göğü inletiyordu. Verheugen konuşmasına, “Türkiye’nin demokrasisini ilerlettiğini, AB’ye hazır olduğunu, öğrencilerinizin serbestçe protestolarını dile getirdikleri bugün anladım” diyerek başlamıştı.
Dediğim gibi, Boğaziçi Üniversitesi’nde bulunduğum 32 yıl boyunca ancak bir kez, 1980 darbesi ertesinde, polis kampüse girmiş, orta sahada öğrencilerimizi dövmüştü. Ben orada değildim ama ikincisi geçenlerde, Başbakanımız Erdoğan’ı protesto eden öğrencilere nasip olmuş. İleri demokrasiye geçtiğimizi savunan ‘yetmezcilere’ duyurulur.
RADİKAL GAZETESİ 02.12.2010
12 Kasım 2009
Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri, güney kampüsünü tel örgü, kum torbaları ve uyarı levhalarıyla çevirerek eylem alanı haline getirdi. Burayı “Askeri kışla” olarak niteleyen öğrenciler, 1980 darbesi sonrası Mamak ve Diyarbakır cezaevlerinde gerçekleştirilen işkenceleri anlatan fotoğraf ve yazıları astı.
Barış Haftası kapsamında Boğaziçi Üniversitesi’nde bir dizi etkinlik düzenlendi. Kampüs içerisinde çok sayıda binanın önüne “Dikkat Mayın Var!” uyarı levhaları konuldu.

0 comments on “İLERİ DEMOKRASİMİZ

Bir Yorum Yazın

%d blogcu bunu beğendi: