​UMUDUMUZU KAYBETMEYECEĞİZ!

isikyukselk@gmail.com

​UMUDUMUZU KAYBETMEYECEĞİZ!

​UMUDUMUZU KAYBETMEYECEĞİZ!
​İstiyorlar ki biz “lanet olsun, istediğiniz neyse verelim” diyelim. Hani, Edip Cansever diyor ya bir dizesinde: "Ben bu kış öyle üşüdüm ki sorma."

O gün akşam; o patlamayı ilk duyanlardan ve eli ayağı birbirine ilk dolananlardan biriyim.

İçim içimi yedi; zira orada çalışanlar arasında çok yakınlarım da vardı.

Art arda aramalardan sonra hayatta ve sağlıklı olduğunu öğrendik.

Bombalı katliamlar ile yakınlarımız yaşadığı için sevinir hale getirdiler bizi.

Bir sonraki servise değil de, bir öncekine binse…

 “Tesadüfen yaşıyoruz” kavramının bu kadar gerçek olduğu başka bir ülke biliyor musunuz?

“Tesadüfen yaşıyoruz” işte!

KİM YAPTI?

Patlamanın hemen ardından bizzat Cumhurbaşkanı ve Başbakan kimin yaptığına dair kendi tezlerini hem iç kamuoyuyla hem de dışarıyla paylaştılar.

CHP’li ve MHP’li vekiller yirmi gün öncesinde kendilerine dahi ulaşan bir istihbarat bilgisine dikkat çekip güvenlik zafiyetine vurgu yaptılar.

“El Nusra mı, IŞİD mi, PKK-PYD’mi? Yahut Suriye Askeri İstihbaratı mı?”

"O mu yaptı, bu mu yaptı" tartışmasına girmeyeceğim hiç.

Kim yaptıysa ve "içeriden" nasıl bir destek gördüyse bilsin ki bu güzel ülkemizi "onlara" peşkeş çekmeyeceğiz.

Erdoğan’ın başkan olmak istediğini; Baykal’ın, olursa Erdoğan’ın Başkan Yardımcısı; o olmazsa mevcut hükümetin Dışişleri Bakanı olarak Esad’lı geçişe imza atarak Suriye sorununun çözümüne gerçekleştirmiş kişi olarak tarihe geçmek istediğini ve bu nedenle Halep’in tarihine dair yalan yanlış bilgiler üzerinden tezini kurduğunu biliyoruz.

Çocuklarımız Cizre’de, Sur’da, Şırnak’ta, orada, burada şehit oluyor yahut “Esadullah’ın hedefi” oluyor. Hergün onlarca canımızı toprağa veriyoruz.

Kabul ediyorum; zor bir dönem geçiriyoruz.

2015'de başlayıp hala devam eden bu zor dönemi nasıl atlatacağımıza dair kafalarımız karışık.

Uluslar arası bağlantıları da olan çetrefilli bir siyaset senaryosunun uygulama alanına dönüştürmek istiyorlar ülkemizi.

DAHA FAZLA ÜŞÜMEMEK İÇİN!

İstiyorlar ki biz “lanet olsun, istediğiniz neyse verelim” diyelim.

Hani, Edip Cansever diyor ya bir dizesinde:

"Ben bu kış öyle üşüdüm ki sorma."

Artık hepimiz anlamış durumdayız; saklanarak, gizlenerek, geri çekilerek, “isteyene istediğini vererek”, "üşümemiz" geçmeyecek.

Tarihe bakın; gerçekleşmiş olan bütün “zor”lar, kaçınılmaz olduğu için değil; biz görmezden geldiğimiz için gelip insanlığın tepesine oturmuşlar.

Suruç'ta, Ankara Barış Mitingi'nde, Sultanahmet'te ve gene Ankara'da "devletin göbeği"nde gerçekleştirdikleri katliamlarla bizi korkutmaya, sindirmeye çalışanlara inat, umudumuzu yeşertelim.

Daha önce de denemişlerdi; Maraş’ta, Sivas’ta, Başbağlar’da ve de Kanlı Pazar’da.

Mustafa Suphi’den Uğur Mumcu’ya, Muammer Aksoy’dan Vedat Aydın’a kadar pek çok simge ismi de bizi korkutmak için katletmişlerdi.

Ne kadar geri çekilirsek, o kadar üzerimize gelecekleri kesindir.

Bu nedenle üzerimize gelen karanlık güçlere karşı güçlü bir karşı duruşu örgütlemek gerekiyor.

YENİ BAŞLANGIÇLAR İÇİN!

Bakın bahar geliyor!

Ne demiş şair:

 “Bütün iyi kitapların sonunda
bütün gündüzlerin,
bütün gecelerin sonunda
meltemi senden esen
soluğu sende olan,
yeni bir başlangıç vardır.”

Bu güzel ülke, kimsenin kişisel egosuna kurban verilecek bir coğrafya değildir.

Yeni başlangıçlar için, silkinip kendinize gelin; umutsuz yaşanmaz!

Yorumunuzu aşağıya yazabilirsiniz.

Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin!

Gizle Lütfen şifrenizi girin!

Şifremi Unuttum

Gizle

Kullanıcı şifrenizi hatırlamıyorsanız aşağıdaki kutucuğa e-posta adresinizi yazarak yeni şifre talebinde bulunabilirsiniz.

Giriş Yap

Kapat