TÜRKİYELİ BAKANIN İSTİFASI

evrimcosar@hotmail.com

TÜRKİYELİ BAKANIN İSTİFASI

TÜRKİYELİ BAKANIN İSTİFASI
​İsveç’teki sol koalisyonun küçük ortağı Çevre Partisi’nden İmar, İskân ve Bilişim bakanlıkları görevini yürüten Mehmet Kaplan’ın “İsveç’te Erdoğan’ın adamıyla arkadaşlık ediyor” haberleri istifa getirdi.

“İsveç’te toplulukları birbirine karşı kışkırtmak kesinlikle kabul edilemez bu dini, etnik ve politik gruplara bakılmaksınız böyledir. Burada bütün politik çalışmalar demokratik şekilde yürütülür ve bu tüm insanlara eşit değer ve hak saygısına dayanır. Bu prensipler pazarlıksızdır.”

Yukarıdaki açıklamayı yapan İsveç’in Başbakanı Stefan Löfven oldu. Başbakan Löfven’in, geçen hafta odasına çağırıp “pazarlıksız prensipleri” hatırlattığı kişi ise İsveç’in Türkiye kökenli İskân Bakanı Mehmet Kaplan’dı. Mehmet Kaplan’ın İsveç gazetelerinde çıkan bir fotoğrafı ve bu fotoğraf karesinde aynı masaya denk düştüğü kişilerle yaptığı iftar, pek çok çevreden oldukça sert tepkiler topladı. Kaplan’ın istifası dahi konuşuldu.

İftar yemeği geçen yaz temmuz ayında düzenlenmiş. Bu tarih Kaplan’ın bilişim, iskân ve şehir planlama bakanlığını yürüttüğü bir sürece denk geliyor. İftar masasına bakan olarak oturan Mehmet Kaplan, Türkiye Uluslararası İşverenler Derneği TÜMSİAD’ın Stockholm temsilciliğinin davetine icabet etmiş. Fotoğrafta, yemek masasının başına geçmiş olan Kaplan’ı, istifanın uçuna kadar götüren görüntü ise bakanın sağında dört sandalye ilerisinde oturan kişiler. Aşırı sağcı Türk grubu Bozkurtların İsveç başkanı ile önceki hafta Ermeniler hakkında yaptığı “nefret içerikli” bir konuşma yüzünden istifa etmek zorunda kalan İsveç Türk İşçi Dernekleri Federasyonu’nun başkan yardımcısıyla Kaplan, birlikte iftar yemeği yemiş.

Milli görüş” ve “Bozkurtlar” ile ilişkilerini şimdiye kadar hiç gizleme gereği duymayan Bakan Kaplan, ilk gelen eleştirilere “Misafir olarak katıldığım bir davete kimlerin katıldığını kontrol edemem bundan daveti düzenleyen organizasyon sorumludur” yanıtını verdi. Kaplan’a yöneltilen “Milli görüş” çizgisindeki topluluk ve tarikatlarla ilişkilerine yönelik sorulara Bakan’dan İsveç’teki fraksiyonların gençlik organizasyonları olduğu cevabı geldi. Gazetecilerin paylaştığı; “Milli görüş temsilcilerinin Türkiye’de aşırı dinci bağnazlığı destekliyor” uzman görüşlerine İskân Bakanı “İsveç’te öyle değil, ben onlarla çalışmaya devam edeceğim, Türkiye’dekini uzmanlarınız anlatsın” tepkisini verdi.

Akşamüstü, İsveç Televizyonu SVT’nin haber programı Aktuellt’e Löfven’le yaptığı görüşme sonrası verdiği demeçte, bambaşka bir Kaplan vardı karşımızda. Bakan, Bozkurtlarla arasına kesin ve net bir mesafe koyduğunu söyledi. Kaplan, artık bu organizasyonu aşırı sağda ve faşist eğilimli buluyordu.

Başbakan Löfven, Kaplan’la ilgili olarak yaptığı yazılı açıklamasına şu notu düştü: “Bakanlık yapan bir kişi, hangi organizasyonları veya hangi değer yargılarını temsil ettiğine hiç şüphe duyulmayacak şekilde davranmakta sorumludur. Bu yüzden Mehmet Kaplan’ın böyle bir grupla aynı ortamda bulunması üzüntü verici ve o da daha dikkatli olması gerektiğini anladı.” Stefan Löfven Meclis’te değildi ama 2010’da İsveç Parlamentosu “1915’te Osmanlı’nın Hristiyanlara yaptığı soykırımı” oylarken Kaplan o Parlamento’daydı. 130 oya 131 oyla tasarı kabul edilirken o bir oy Çevre Partisi’nin grup kararıyla parlamenter Mehmet Kaplan’ınki oldu.

Son sözü Hrand Dink söylesin “Tarihe bakıldığında, Batılı-Avrupalı ülkeler bu topraklarda yaşanan halkların var olan ilişkilerini yok eden temel unsur oldular. Bunun sorumluluğunu da bugüne kadar hiç üstlenmediler. Geçmişte bu iki halk, hakikaten çok iyi bir şekilde yaşıyordu. Bu ilişkinin bozulmasına, yaşanan drama onlar sebep oldular. Ama bu sorumluluklarını net olarak idrak etmediler. Çok konuştular bu konuyu, ama onların konuşmaları da sadece kendi siyasal çıkarları içindi. Ermeni sorunu, uluslararası arenanın, politikanın sofrasında meze oldu. Herkes bundan kendine düşen parçayı kopartıp yemekle uğraştı. Hiç kimse Ermenilerin yaşadığı dramı net olarak idrak etmeye yanaşmadı.”

O mezenin tadına bakan İsveç, şimdi Bakan eğitiyor.

İSTİFA GELDİ, TARTIŞMASI BİTMEDİ

İsveç hükümetinin Türkiye kökenli iki bakanından biri olan Mehmet Kaplan’dan beklenen istifa 18 Nisan’da geldi. Azınlık koalisyonunun küçük ortağı Çevre Partisi’nden, son iki senedir iskân- imar ve bilişim bakanlıklarıyla görevlendirilen Kaplan, Başbakan Stefan Lövfen’e istifasını vermek zorunda kaldı. Kaplan, istifasını Löfven’e verdi ama istifayla ilgili olan haberlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ismi ve giderek “tutucu” bulunan Türkiye bolca yer aldı. Bakanlık görevini yürüttüğü döneminde İslamcı gruplarla ve aşırı milliyetçilerle ilişkilerini devam ettirdiği için istifaya zorlanan Kaplan, “Kim olduğumu ve ne yaptığımı biliyorum” diyerek suçlamaları istifasını açıkladığı basın toplantısında bir kez daha reddetti. Tek bir olay gerekçe olarak gösterilemediği için biraz da temelsiz bulunan bu istifaya zorlanma durumu Löfven tarafından “Kamuoyunu rahatlatmak ve birikmiş gerekçelerin bir sonucu” olarak yorumlandı.

Kaplan’ın istifasının ardından şimdi İsveç basını Kaplan’la Türk hükümetinin arasındaki ilişkiyi çözmeye çalışıyor. İsveç Devlet Televizyonu SVT, istifanın geldiği gün, ana haber bülteninde, Kaplan’ın birkaç seneden beri Türk hükümeti adına çalışan bir kişiyle yakın ilişki içinde olduğunu duyurdu. Kaplan’ın bu yakınlaşması, Löfven’in kendi bakanını başka bir ülkenin hükümetinin etkisi altında olmasına izin vermesi, daha çok tartışılacak.

Konunun Türkiye ayağı ise Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığı dönenimde atılan bir dış politika adımına dayanıyor. Başbakanlığa bağlı bir kurul; Yurtdışı Vatandaşlar Danışma Kurulu, kısaltıyoruz: YVDK. İsveç’ten uzmanlar İsveç Devlet Televizyonu’na bu kurulun ne yaptığına ve ne işe yaradığına dair açıklama yaparken konuyu değişen bir strateji olarak açıklamışlar. Bu yeni politika, Türkiye’nin, yurt dışına göç etmiş vatandaşlarını devlete yakınlaştırma çabası olarak gösteriliyor. Türk hükümeti kendisine yakın gördüğü isimleri başarılı ve toplumda yüksek pozisyonlara getirmek için destekliyor. Karşılığında da bir şekilde avantaj sağlamayı umut ediyor. Örneğin AB üyeliği konusunda.

Buraya kadar ne İsveç’teki kurul üyelerine ne de AB içindeki YVDK çalışmalarına bir itiraz yok. Basın tarafından takibe alınan ise İsveç hükümetinin bir bakanıyla bu kurulun İsveç temsilcilerinden Rafet Candemir’in yakınlığı oldu. 2013 Haziran’ında, dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara’da düzenlediği bir toplantıyla Rafet Candemir ve onlarca yeni ismi Türkiye’nin neferleri olarak görevlendiriyor. Rafet Candemir, bu işi İskân Bakanı Mehmet Kaplan’la yakın ilişki kurarak götürüyor.

Candemir, çalışmalarına Stockholm Handen’deki bir camide, görevi hakkında cemaatti bilgilendirerek başlıyor. Bu toplantıda Kaplan’da var. Kaplan ve Candemir’in ilişkisini haritalandıran İsveç Devlet Televizyonu, 2013’teki cami toplantısından sonra, ikilinin en az 17 kez birlikte sunum yaptıklarını duyuruyor. SVT haberin ifadesine göre “Erdoğan’ın partisinden politikacılar İsveç’te kabul edilip güzel davetlere gidildi. Rafet Candemir’in bağlı bulunduğu organizasyon direk olarak Türkiye’de başbakanlık makamına rapor geçiyor. Birçok kez ülkenin en tepe politikacılarıyla toplantılar yapılmış. Onlar, Tayyip Erdoğan ve AKP hükümeti tarafından yönetiliyor ve finanse ediliyor. AKP, demokratik olmayan politikalar yürüten bir parti olarak eleştiriliyor. Türkiye’de farklı düşünenler hapse atılıyor. Özgür medyalar kapatılıyor. Azınlıklar baskı altında tutuluyor. Erdoğan başlangıçta Türkiye’yi demokratikleştirmeyi başardığı için tebrik ediliyordu. Ama son senelerde onun politikası giderek tutucu İslam’dan etkileniyor.

Kaplan’ın istifasıyla sular durulmadı. Tüm bu bağlantılarla dolaylı olarak Lövfen’in Erdoğan’dan ne kadar etkilendiğinin hesabına girişildi.

KAPLAN KRİZİ BÜYÜYOR

İsveç’teki sol koalisyonun küçük ortağı Çevre Partisi’nden İmar, İskân ve Bilişim bakanlıkları görevini yürüten Mehmet Kaplan’ın istifasının ardından sancılar sürüyor. Hükümetin, Türkiye kökenli iki bakanından biri olan Kaplan’ı istifaya taşıyan gerekçe, İsveç’teki aşırı Türk milliyetçi gruplarla ve milli görüş sempatizanlarıyla Kaplan’ın bakanlığı sürecince götürdüğü ilişkileri oldu. “Kaplan, İsveç’te Erdoğan’ın adamıyla arkadaşlık ediyor” haberleri istifanın alındığı gün, 18 Nisan’da, İsveç Devlet Televizyonu SVT’nin ana haber bülteninden duyuruluyordu.

Haberde “Erdoğan’ın adamı” diye geçen isim Rafet Candemir, Türkiye’de 2013’te direk Başbakanlığa bağlı olarak kurulan, Yurtdışı Vatandaşlar Danışma Kurulu’nun İsveç’teki iki üyesinden biri. Kurul, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığı döneminde yapılandırıldı. Üyelerinin Başbakanlığa direk rapor hazırladığı ve ödenek aldığı biliniyor. SVT, Kaplan’la Candemir’in 2013’te, Handen’deki bir camide, birlikte toplantı düzenleyerek kurulun görevlerini cemaate duyurduklarını haber etti. İkili, daha sonra 17 kez başka sunumlarda da bir araya gelmişler ve bu süre içerisinde İsveç’i yurtdışında, birlikte de temsil etmişler.

Tüm bu çalkantılı durum, şimdi Kaplan’ın partisini de hatta Löfven hükümetini de sallıyor. Kaplan’ın hâlâ siyaset yaptığı Çevre Partisi, 13 Mayıs’ta olağan genel kurulunu yapmaya hazırlanıyor. Genel kurul, olağan ama daha iki üç hafta öncesine kadar kimsenin aklına bile gelmeyecek olan olağan dışı bir açıklama geldi, Çevre Partisi’nden. Sol kanattaki Çevre Partisi’nin iki eş sözcüsü Gustav Fridolin ve Åsa Romson, genel kurulda eğer aday çıkarsa görevlerini devrede bileceklerini duyurdular bu hafta.

Bu durumun Kaplan’ın istifasıyla yakından ilgili olduğu söyleniyor. Özellikle Gustav Fridolin, Kaplan’ın Temmuz 2015’te, İsveç’te bir iftar yemeği sırasında aşırı milliyetçilerle birlikte oruç açarken çekilen fotoğraflarının basında yer almasının ardından Kaplan için yaptığı “O benim iyi bir arkadaşım ve hümanist bir insan” açıklamalarıyla çok konuşulmuştu. Fridolin, parti sözcüsü olarak, Kaplan’ın bakanlık döneminde aşırı milliyetçilerle girdiği ilişkileri beğenmediğini söylese de Kaplan’ın iyi bir çalışma arkadaşı olduğunu ve ona güvendiğini hiç çekinmeden defalarca kez dile getirdi.

Önümüzdeki hafta yapılacak genel kurul ve parti sözcüsü seçimi hükümetin geleceğini de değiştirecek. Fridolin ve Romson, hükümette Çevre Partisi adına altı bakanlık sandalyesi alarak parti tarihine geçen iki efsane eş lider ve sözcü olmayı başarmışlardı. Şimdi bu iki isimde bir değişiklik olup olmayacağı Başbakanlık Rosenbad’da ilgiyle takip ediliyor. Sosyal Demokrat Parti’den Başbakan Stefan Löfven, hükümette tekrar yapılandırma arifesinde. Öncelikle eski İskan Bakanı Mehmet Kaplan’ın yeri doldurulacak. Çevre Partisi’nin şimdiki sözcüleri de değişecek olursa şu an ki bakanlar kurulundan pek çok isimde de oynama olacağı söyleniyor.

BirGün Gazetesi

Yorumunuzu aşağıya yazabilirsiniz.

Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin!

Gizle Lütfen şifrenizi girin!

Şifremi Unuttum

Gizle

Kullanıcı şifrenizi hatırlamıyorsanız aşağıdaki kutucuğa e-posta adresinizi yazarak yeni şifre talebinde bulunabilirsiniz.

Giriş Yap

Kapat