ADALET BİR YÜREK SIZISIDIR UMUDA AÇILAN

canankaftancioglu@gmail.com

ADALET BİR YÜREK SIZISIDIR UMUDA AÇILAN

ADALET BİR YÜREK SIZISIDIR UMUDA AÇILAN
​Amacım adaletsizliği, yürek sızısı metaforuyla romantikleştirmek değil. AKP politikalarının sonucu artarak devam eden adaletsizliğin genellemeci politik, sosyolojik analizlerinden ziyade yürüyüşe gelen her bir bireyin geliş sebeplerine kendi özellerinden bakmaya anlamaya çalışmak.

Dört/altı km arası tempolu yürüyüş, ardından mola. Ağaç gölgeleri çok kıymetli. Buldukları ilk gölgeye sığınıyor adalet yürüyüşçüleri. Pancar gibi bir surat, sırılsıklam kıyafetler ve birkaç dakika daha devam edecek olan çarpıntı eşliğinde. Molalardan birinde ıhlamur kokusu yayılıyor etrafa. Kokuyla birlikte sığınağımızın ıhlamur ağacı olduğunu fark ediyorum.

Kimi kokular insanı beklenmedik anlarda, beklenmedik anılara götürür. Bu kez de öyle oluyor, çocukluğum uzaktan el ediyor.

Yaşamı boyunca adaletsizliğe uğramayan yoktur da ilk adaletsizliğe uğradığı anı hatırlayan var mıdır? Ben hatırlıyorum. Hafızaya kaydedilmişlerin ilkinden söz ediyorum. Öncesini kim bilir? Ve yine her zaman olduğu gibi göğsümün üzerinde bir yumru ve eşlik eden bir yürek sızısı eşliğinde.

Çocukluğumun kocaman ıhlamur ağaçları geliyor gözümün önüne. O heybetli ağaçlara çıkıp ıhlamur toplamak herkesin harcı değildi. Bizim ağacımız olmadığından, konudan komşudan alırdık annemin çok sevdiği ıhlamuru. Yine bugünkü gibi sıcak bir günde, amcamın eşinin; ne kadar toplarsam yarısını vereceğini söylemesiyle tırmandım ağaca. Benim için çocuk oyuncağıydı ama bir kiraz ya da erik toplamak gibi olmuyordu haliyle.

Dalından yiyemediğin bir şeyi topla topla nereye kadar. On yaşlarında çocuğum ne de olsa. Ortakçı olunca pes etmiyor ve neredeyse bütün ağacı boşaltıyorum. Dolan sepeti iple aşağı salıyorum hop boşalıp geliyor.

Akşamüzeri ayrılırken bir sepet ıhlamur uzatıyor yengem. “Ama yarısı” diye söze başlayacak oluyor, işittiğim azarla kalıyorum. Öfkeme, gözyaşıma yüreğimde bir yumru ve geçmek bilmeyen bir sızı eşlik ediyor yol boyunca.

Ne zaman haksızlığa uğrasam ya da haksızlığa uğramış birini görsem o tarifsiz duygu ıhlamur kokuları eşliğinde hatırlatıyor daima kendini.

Ne kadar çok yürek sızısı çeken varmış memlekette. Öyle olmasaydı Kılıçdaroğlu’nun başlattığı Adalet Yürüyüşü’ne ilgi böylesine yoğun olur muydu? Ve bu yürüyüş daha şimdiden birilerini böylesine korkutmayı başarabilir miydi? Korkuları onlara, akıl izan almaz bir şekilde her şeyi söyletse de iktidar cenahından bir kişi bile çıkıp “bu ülkede adalet var” demiyor, diyemiyor. Kendileri de biliyor uzun zamandır hakkın, hukukun olmadığını.

Bir yandan iktidar saldırıları, diğer yandan kimi ultra solcularımızın ağdalı politik çıkarımlarla yürüyüşü değersiz ve gereksiz kılma çabalarını bir kenara bırakırsak benim için Adalet Yürüyüşü; bir şekilde o tarifsiz duyguyu yaşamış, yürek sızısı tatmışların oluşturduğu coşkun bir sel. Öylesine coşkun bir sel ki sıcağa, yorgunluğa rağmen debisinden bir şey kaybetmeyen katlanarak, coşarak akan. Aktığı her yere umudu, sevgiyi, dayanışmayı, hoşgörüyü getiren. Öylesine bir hoşgörü ki küfür etmeyi protesto sananlara dahi alkışlarla karşılık veren. Kendisi için değil konakladığı yere gübre dökenler adına dertlenen.

Ve o selde herkes var. Farklı siyasi yapılar, STK’ler, her etnik köken ve mezhepten insanlar, kısacası kadını erkeği LGBT’si, genci yaşlısıyla hepimiz oradayız. Bu derece farklı kitlenin en büyük ortak özelliği ise yüreklerinde adaletsizliğin yarattığı sızı ve artık böyle gitmeyeceğinin görülmüş olması. Kimi Nuriye ve Semih’in, kimi evladının uğradığı adaletsizliğin, kimi doğanın talan edilmesinin, kimi emeğinin gasp sızısıyla velhasıl kelam herkes bir adaletsizlik sızısıyla orada. Herkes hatta düşmanım için bile adalet diyerek yürüyorlar yılmadan.

Amacım adaletsizliği, yürek sızısı metaforuyla romantikleştirmek değil. AKP politikalarının sonucu artarak devam eden adaletsizliğin genellemeci politik, sosyolojik analizlerinden ziyade yürüyüşe gelen her bir bireyin geliş sebeplerine kendi özellerinden bakmaya anlamaya çalışmak.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun herkes için “adalet” diyerek başlattığı ve yürek sızısı milyonları buluşturan adalet yürüyüşü daha şimdiden yaralarımıza merhem olmaya başladı bile. Varılacak yer ya da gidilecek mesafe ile sınırlı olmayan bir yürüyüş. Yüreğimizdeki sızıları sonlandırıp, ıhlamur kokuları çocukluğumun adaletsizliğini değil, Ankara’dan İstanbul’a akan direniş/yürüyüş günlerini hatırlattığında son bulacak olan.
Başlatan ve çoğaltanlara bin selam…

BirGün Gazetesi / 02.07.2017

Yorumunuzu aşağıya yazabilirsiniz.

Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin!

Gizle Lütfen şifrenizi girin!

Şifremi Unuttum

Gizle

Kullanıcı şifrenizi hatırlamıyorsanız aşağıdaki kutucuğa e-posta adresinizi yazarak yeni şifre talebinde bulunabilirsiniz.

Giriş Yap

Kapat