Dergiler POLİTİKA ALTERNATİF MEDYALAR

AHMET ERHAN ÇELİK: ASIL OLAN HABERE KARŞI DÜRÜST OLMAKTIR

Alternatif medya tanımınız ana hatları itibariyle nedir, bir medya kurumunu ana akım medya kurumundan ayıran temel özellikler nelerdir?

Ana akım medya her durumda statükonun bekçisidir. Alternatif medya kıyıda kalma tercihidir aslında. Ana akım muhafazakârdır bu anlamda; haberde risk almaz. Risk alması halinde kaybedeceği çok fazla şey vardır. Bu sadece okur değil, sermaye kaybı olarak da kendini gösterir. Bu nedenle baştan özgürlüğe ket vurur. Vasatı her zaman kollar. Alternatif medyanın ise vasatı yoktur, her zaman ekstremlerle uğraşır tanımlardan biri bu olabilir. İkinci bir tanım; politik tercihlere dayalı geliştirilebilecek bir medya olabilir, bu bir bakıma politik angajmanlarla ilgilidir. Üçüncü bir tanım ise; birinci ve ikinci tanımı da kapsayacak halde her türlü arayışa serbesti tanıyan bir medya anlayışına işaret eder.
Alternatif medya kurumları saklanmak isteyeni ön plana çıkaran, gözlerden kaçırılmak istenileni göz önünde tutmaya çalışan kurumlar. Bu nedenle de siyasi iktidarın ve egemen güçlerin baskılarına maruz kalabiliyorlar, kendilerini nasıl bu baskıdan koruyabilirler?

Ana akım baskıya maruz kalmaz diye bir şey yok öncelikle, bu ülkeden ülkeye, rejimden rejime değişiklikler gösterir. Soruyu dünya ölçeğinde anlayacak olursak. Alternatif medyanın korunma güdüsü ile hareket etmesi zaten ölümü demektir. Bu bildiğini yazamamak gibi bir sonuç verir, o zaman alternatif olamaz. O nedenle korunma fikri otosansür getirir aslında. Alternatif medya ağzına geleni yazma özgürlüğünü sonuna kadar sömüren medya olmak zorunda değil. Haberin temel esasları var. Diyelim ki bir devlet yetkilisinin yolsuzluk yaptığını tespit ediyorsunuz. Bir haber kaynağınız var. Haber genelde çelişkilerden doğar. Haber kaynağınız o belgeyi size ya çok namuslu bir adam olduğu için verir. Ya adamın dünya görüşü o konuda yürütülecek icraata müsaade etmediği için halkın bilmesini istediğinden dolayı o belgeyi size verir ya da aralarında bir husumet vardır. Gazeteci her yerde gazetecidir. Neticede hedef aldığınız bir kurum devlet, kişi kim olursa olsun prensip olarak onunda haklarını korumakla mükellefsiniz. Elinize kalemi geçirdiniz diye kimseyi yargısız infaz yapamazsınız. Bu gazeteciliğin temel ilkesine aykırıdır. En basit yol şudur; yolsuzluk yaptığını iddia ettiğiniz kişiyi aramanız ve yekten siz yolsuzluk mu yaptınız diye sormanız lazım. Onun da savunmasını almanız ve yazmanız gerekir. Ahlaki prensip budur. O nedenle sorduğunuz soru çok yerinde bir soru değil.

Muhalif olmak bir kurumu alternatif yapmaya yeter mi ?

Bana göre – belki de siz genç kuşaktan olduğunuz için bu kavramları gelişigüzel kullanıyorsunuz.) Gazeteciliğin esası muhalif olmaktır zaten. Ama muhalif olmak için muhalif olunacak diye bir kayıt yoktur. Esas olan anti-iktidar olmaktır. Gazetecilikte temel prensip kamu çıkarını savunmaktır. Hal böyle olunca da kim iktidar olursa olsun onun karşısında durursunuz. Sizin dünya görüşünüze uygun parti hükümet olur. Ama siz gazetecisinizdir, eleştirmeye devam edersiniz. Sorgulama faaliyetinin durduğu yerde gazetecilik biter. Esas olan sorgulamaktır, eleştirmektir ve bunu halk adına, kamu adına yaparsınız. Muhalif medya kavramının yeri yoktur. Esas olan hükümet gazetesi kavramının eleştirilmesidir. Ya da bilmem ne partisinin gazetesi, yayını, internet sitesi kavramı eleştirilmeli. Gazeteci propaganda subayı değildir. Propaganda subayları da gazeteci değildir.

Yalnızca haber içerikleri değil, kurumun örgütleniş biçimiyle demoratikliği ve yazarların editörün ve hatta bloggerların arasındaki hiyerarşi olmayışının alternatifiğin koşulu olduğu görüşüne katılır mısınız ?

Teknik olarak tüm yayın kuruluşlarında hiyerarşi vardır, olmak zorundadır. Editör dediğiniz sadece düzeltmen değildir; başlık atandır, tavır belli edendir. Alternatif medyayı bu anlamda bence yanlış kurguluyorsunuz.

Eninde sonunda her yayın kuruluşunun -internet sitesi olabilir, portal olabilir, basılı gazete olabilir- bir haber politikası vardır. Alternatif medya ile ilgili kafanızda ürettiğiniz şey bir fantezi bence. Örnek olsun diye söylüyorum bloggerların yazılarını yayınlıyorsunuz. Washington Post örneğini verebilirsiniz. Dünyanın önemli haber sitelerinden biri. Bloggerlar istediğini yazamaz. Çeşitli yayın politikaları vardır. Gayri ahlaki yazılar yer alamaz. Daha demokratiktir diyemezsiniz ya da demokratik olmak için alternatif medya olmak gerekir dememek lazım gelir.

Problem şurada çıkıyor aslında yayın kuruluşlarının haber politikası, yayın kuruluşlarının haber çizgisi mülkiyet düzenleriyle anlaşılmak zorundadır. Eğer gazetenin, internet sitesinin patronunun gazetecilik haricinde işleri varsa –ki dünyada ve ülkemizde bunun pek çok örneği vardır- yazının meşrebi değişir. Hükümetle ilişkiler ticari işlere göre şekillenirse haberin şekli değişir.

Asıl olan habere karşı dürüst olmaktır. Alternatif medya diye bugün adlandırılan akımın ortaya çıkmasının sebebi mülkiyet sistemindeki daralmayla ilgilidir. Sermaye grupları medyayı şekillendirmeye başladığında halkın haber hürriyetini kısıtlamış oluyorsunuz. Alternatif medya bu açığa oynuyor.

Mevcut rejim dairesinde söylüyorum. Sermayeniz varsa kendinizi koruyabilirsiniz. Eğer size özel sermayeniz yoksa reklam geliriyle idare ediyorsanız, (bu en küçük internet sitesinden en büyük basılı gazeteye kadar geçerli) özgürlüğünüzü tam anlamıyla korumanız pek mümkün olmaz.

Somutlaştırmak açısından dünyadan ve Türkiye’den örnek verebilir misiniz?

Küreselleşme karşıtı internet sitelerinin hepsi alternatif medyadır. Söyleşiye başlamadan bana Huffington Post örneğini sordunuz. Huffungton Post düşündüğünüz ölçüde alternatif medya için iyi bir örnek değildir. Huffington Post geçen yıl mart ayında 315 Milyon dolara Google’a satıldı ve bloggerlar dava açtılar. Davanın iddiası şuydu: Huffington Post bizi sömürdü, yazılarımızı yayınladı, ticari değer kazandı. Satış gelirinden bize bir şey koklatmadı.

Bunu iddia ettiler ve bana göre haklıydılar.

Haklıydılar dedim ama dava açmasa da Huff Post’un bloggerları arasında Barack Obama da vardır. Zaten Huff Post’un ticari değer kazandığı süreç Obama’nın soluna oynaması ve Obamanın da kısa bir süre sonra iktidara gelmesiydi.

Davanın ne aşamada olduğunu bilmiyorum ama satış operasyonu dünya içinde Amerika içinde çok önemliydi. 315 milyon dolar büyük paradır. Kaldı ki bu rakamın – bildiğim kadarıyla – 300 milyon doları peşin ödendi. Milliyet gibi köklü gazetenin Demirören’lere devrini dikkate alırsanız, Huff Post satışının önemi biraz daha iyi anlaşılır.

Mesele sermaye birikiminin nasıl yapıldığındadır. Ölçü olarak şunu kullanın; bir gazetenin ya da internet sitesinin gerçek sahibi okurlarsa ancak özgür olabilirsiniz. Meri mevzuat içinde bunu ancak çok sayıda hissedarlı yapılarla kurabilirsiniz. Türkiye’de bunun örneği yoktur. Çok hissedarlı gazete yapılamadı.

Alternatif medya kurumlarının okurları ve yazarları arasındaki ilişkinin ana akım medya kurumlarındaki ilişkiden farkı nedir?

Temelde farklılık katılımcılıkla ilgilidir. Washinton Post’u okuyanların okur mektuplarıyla gazeteye müdahil olma imkânı sınırlıdır Çünkü yayınlanabilecek mektup sayısı iki ya da üçtür. Hangi mektubun yayınlanacağına yine editörler karar verir. İnternet ortamında şu tür teknik imkânlarınız var.

Ama eninde sonunda, iş döner dolaşır bu işin hem beşeri hem de maddi sermayesinin nasıl biriktirildiğine gelir. Eğer editörler tüccar zihniyetli adamlarsa bambaşka medyayla karşılaşırsın. Türkiye’de alternatif medya yaratıyorum diyen tüccarlar yok mudur; vardır. Bunların temel derdi aslında reklam toplayabilmektir. Anahtarlık satarak da reklam toplayabilirsin. Alternatif medya süsü verip internet ortamında da bu işi yapabilirsin. Ya da taraf olarak bu işi yapabilirsin. Bu da bir tarzdır yayıncılıkta. A ya da B partisinin sözcüsü gibi davranırsın böylece o partinin finansörü olan sermayedarlardan reklam toplamak istersin. Ya da desteklediğin parti iktidara geçer. Reklamveren iktidar gücünden faydalanmak ya da korunmak için mecburi sana reklam verir, kaynak aktarır.

Son tahlilde sermaye belirleyicidir diyebilir miyiz ?

Sermayenin birikme çeşidi belirleyicidir. Kamusal çıkarı temel ilke kabul ediyorsan o vakit kamusal bir sermaye üretmek zorundasın. Çok hissedarlı yapılar oluşturabildiğin halde eleştirdiğimiz sermaye türünden kendini kurtarırsın. Mevcut rejimler içinde sermayesiz masum olabilmek de pek mümkün olmuyor. Kaçınabilmenin tek yolu toplumsal mülkiyet özelliği gösteren medyalar yaratabilmektir. 

0 comments on “AHMET ERHAN ÇELİK: ASIL OLAN HABERE KARŞI DÜRÜST OLMAKTIR

Bir Yorum Yazın

%d blogcu bunu beğendi: